tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog malkara psikolog lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog tekirdağ psikolog çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog tekirdağ psikolog çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog tekirdağ psikolog çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog tekirdağ psikolog çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog tekirdağ psikolog çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog tekirdağ psikolog çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog

tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog malkara psikolog lüleburgaz psikolog

MAKALELERİMİZ

GÜNCEL YAZILARIMIZ

Oyun terapisi ile ilgili seans hikayeleri

Mutlu Yaşam Psikolojik Danışmanlık Merkezinden Mutlu Sonla Biten Yaşanmış Hikayeler
Farklı Oyun Terapi Yöntemlerinin Olumlu Etkilerini Yansıtan Gerçek Öyküler…

Öfke Kontrolsüzlüğü Yaşayan Bir Çocuğun Hikayesi:

7 yaşındaki A. G. yaklaşık 6 ay önce çocuk ve ergen psikiyatrisi tarafından Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite (DEHB) tanısı konmuş bir kız çocuğudur. Bu konuda daha kaliteli bir yaşam sürebilmesi için hekim tarafından gerekli görülen ilaç desteğini almaktadır. Ancak ilaçla çözümlenemeyen çok farklı sosyal sıkıntılar giderek daha da artmaya başlamıştır. Ailenin tek çocuğu olan A. G., yaklaşık 4 yaşından beri ciddi düzeyde öfke kontrolsüzlüğü yaşamaktadır. Hem dikkat eksikliğinin hem de hiperaktivitenin baskın olduğu DEHB belirtileri nedeniyle çok hızlı düşündüğü için planlama ve organize olma becerilerinde de eksiklik yaşamaktadır. Çok hızlı konuşmakta ve karşısındaki kişiyi etkin şekilde sonuna kadar dinleyememektedir. Aklına sürekli eğlenceli şeyler gelmekte ve aklına gelen her şeyi o an yapmak istemektedir. Örneğin gittiği bir restaurantta canı sıkıldığı için eğlenceli bir şey olarak bağıra bağıra şarkı söyleyebilmekte, başkalarının masalarından yiyecek isteyebilmekte, ilk defa gittiği bir ortamda izin almadan dolapları açabilmekte, sınırları anlayamayarak her yeri karıştırmaya yönelmektedir. Aile, etraftan olumsuz tepki çekmemek için çocuğu sürekli engellemekte ve bu nedenle en büyük çatışma, anne-çocuk arasında görülmektedir. Çocuk hayır kelimesine karşı çok ciddi boyutta öfke yansıtmaktadır. Bu durum, çocuğun empati yapamadığını, uyumlu davranışlar gösteremediğini, esnek düşünemediğini, problem çözme becerilerinin gelişmediğini göstermektedir. Çocuk, bu süreçte kalıplaşmış olumsuz bir kısır döngü davranış örüntüsünü pekiştirmiştir. Bu döngü; “istiyorum” kelimesi ile baskın bir şekilde başlayıp; ailenin ya da çevrenin “hayır” diye bastırmasıyla birlikte ortaya çıkmaktadır. Bu durumda çocuk engellenmişliğin, istediğine kavuşamamanın verdiği üzüntü, neden hayır denildiğinin sebebini etkin şekilde dinleyemediği ve anlamak adına empati kurmada yetersiz kaldığı için öfke duygusu şiddetli şekilde dışarı yansımaktadır. Bu durumda çocukta ikinci bir durum daha ortaya çıkmıştır. Çocuk, dürtüselliğin neden olduğu isteklerini karşılayabilmek için öfkeyi, sözel ya da fiziksel şiddete dönüştürerek dışarı yansıtmayı normal görmeye başlamıştır. Bu durum ise, çocuğun olumsuz davranışı üzerine farkındalık kazanmasının daha çok önüne geçmektedir.

Çocukla oyun terapisine başlamadan önce aileden ve öğretmenden alınan detaylı bir gözlem ve gelişim sürecine dair bilgiler sonrasında çocukta öfke yönetiminin sağlanabilmesi için hangi becerilerin kazandırılması programlanmış ve terapi içerisinde tüm kazandırılması gereken beceriler devam eden seanslarda ayrı ayrı çalışılmıştır.

Düzenli periodlar şeklinde devam edilen oyun terapisi sonucunda çocuk öncelikle sınır kavramını oluşturabilmiştir. Sınır kavramını oluşturabilme çocuğun sosyal çevrede uyumlu hale gelebilmesinde oldukça etkili olmuştur. Zaman sınırlandırmasını yapabilme, başkasının sınırlarını anlayabilme, arkadaşına karşı gösterdiği bir davranışta karşısındaki kişinin ne hissettiğini anlayarak ilişkisini sağlıklı şekilde sürdürmeyi öğrenebilme, kendisine hayır denildiğinde nedenini sorup dinleyerek düşünebilme, isteğini erteleyebilme ya da istediği şey yerine başka bir şey yaparak isteklerde yer değiştirebilme gibi esnek düşünme becerilerinde ilerleme kat edilmiştir. Bu ilerleme sürecinde oyun, bu becerilerin gelişmesinde sadece sembol olarak kullanılmıştır. Oyun terapisi, kendi içerisinde oyun kuralları, zaman sınırı, izin isteme, hayır cevabıyla karşılaşma gibi pek çok alıştırma içerdiğinden ötürü bilişsel yönden çocuğun eksik olan becerilerini geliştirmesinde doğrudan etkili olduğu gözlemlenmiştir.

Bu kadar çok karmaşık sıkıntıyla merkezimize başvurulan bu örnekte, güzel sonuçlar almanın en önemli püf noktalarından ilki; oyun terapisine ilaç tedavisiyle birlikte düzenli şekilde devam edilmesidir. Bir diğer en önemli püf nokta ise, terapiye devam etme süreci uzasa bile umutsuzluğa düşmeden her seans sonrasında eve ödev olarak verilen ve terapinin iyileştirici yönünü destekleyen ev ödevlerine öğretmenin ve ailenin de doğru şekilde uyum sağlaması olmuştur.

Dikkat Eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yaşam boyu çocuğun özel bir durumu olarak devam edecektir. Bu nedenle bu özel durumun geçmesini beklemek yerine, hareketliliği doğru alanlara kanalize etmek çocuğu daha uyumlu hale getirecektir.

Terapi süresi boyunca ilişkilerinde sınırları ve kuralları tanıma becerilerini geliştirerek öfke yönetimini de daha iyi sağlamasına rağmen yine de dürtüselliğinden ötürü hızlı ve aceleci bir karakter yapısı sergileyen A. G.’nin hareketliliğini doğru yerde yönetebileceği yoğun spor programlarına hala devam edilmektedir. Devam ettiği spor alanında hızından ötürü üstün başarı sağlayan A. G. kim bilir belki de bu kadar toparlanmanın ardından ileride başarılı bir milli sporcu olarak karşımıza çıkacaktır? Eksiklik olduğu düşünülen bu özel duruma karşı bakış açısını değiştirdiğimizde belki de DEHB özelliklerini ileride bir yetenek olarak geliştirmek de mümkün olacaktır. Bu yüzden bilimsel araştırmalara devam etmek gerekir.

Uzman Klinik Psikolog    

Burcu Yarapsanlı ZAYİM

Otizm Belirtilerinin Oyun Terapisi ile Giderildiği Yaşanmış Bir Örnek

3,5 yaşında olan B. Ç. ailenin 2. oğludur. B. Ç. göz teması kurmama, çevreye karşı ilgisizlik, oyuncakları arasından kendi seçtiği hep aynı oyuncak arabasının sadece tekerleklerini çevirerek uzun süre aynı şekilde oynama, anlamsız sesler çıkarma üzerine aile, çocuk ve ergen psikiyatristine başvurmuş ve yaygın gelişimsel bozukluk teşhisi konarak otizmden şüphelenilmiştir. Bu durumda vakit kaybetmeden özel eğitim desteğine de başlayan aile, çocukla duygusal bağını geliştirebilmek ve evde de birlikte kaliteli vakit geçirebilmek için psikolojik destek almaya da karar vermiştir. Ailenin bu farkındalığı çocuğun tedavisinde ve gelişiminde oldukça önemli bir avantajdır.

Çocukla terapiye başlamadan önce aileden detaylı olarak çocuğun gelişim sürecine dair bilgi alınmıştır. Böylece çocuğun yetersiz yönlerini geliştirmek için hangi yöntemlerin uygulanacağı belirlenmiştir. Çocuk üzerinden alınan bilgiler ve gözlemlere göre çocuğun ilgi alanı oldukça dardır. Çocukla birlikte farkındalık kazanımı odaklı çalışabilmek için terapide çocuğun sevdiği oyuncak arabanın yer aldığı oyun terapisine başlanılmıştır. İlerleyen zamanlarda aynı arabadan ikinci bir tane daha çocuğun önüne konulmuştur. Çocuk başlarda aynı olan ikinci arabayı fark etmese de yapılan çalışmalar sonrasında iki arabanın da aynı olduğunu fark etmeye başlamış ve diğer arabayı eline almıştır. Bu çocuğun yavaş yavaş ilgi ve dikkat alanını genişletebilmek adına sadece bir başlangıç olmuştur. İlerleyen seanslarda benzer arabanın farklı renkleri, büyük-küçük arabalar şeklinde önce algı alanını genişletmek ve dikkati arttırmak adına uygulamalarda bulunulmuştur. Bununla birlikte çocuğun dış dünyaya olan ilgisini daha da arttırabilmek için duyu-bütünleme yöntemi ile de çalışılmaya başlanmıştır. Çocuğun eline yumuşak, sert, büyük, küçük, pütürlü top vb. oyuncak objeler verilerek çocuğun dokunma, bakma, seçme ve algılama yönündeki ilgisinin daha çok arttırılması amaçlanmıştır. Bu süre içerisinde çocuk azar azar da olsa arabanın tekerleğini çevirmek yerine arabayı yere sürterek amacına uygun bir şekilde oynama becerileri de göstermeye başlamıştır. Çocuğun steriotipik davranış olarak nitelendirilen (sürekli arabanın tekerleğini çevrime) takıntılı davranışın şiddetini yumuşatabilmek için çocuğun tekerleği çevirdiği zaman çıkardığı sesle sürekli olarak anlamsız şekilde çıkardığı sesin benzer olduğu fark edilmiş ve önce tekerlek sesine benzer sesli kitap ve sesli oyuncaklardan benzer sesler çocuğa dinletilmeye başlanmıştır. Örneğin sesli hikaye kitaplarında yer alan araba motoru sesi çocuğun çevirdiği tekerlek sesini anımsatabilmektedir. Bir süre sonra çocuk da aynı sesi dinlemek adına sesli kitap ve oyuncaklara basmaya yönelmiş, yani çevreye karşı duyarlılığını arttırırken öğrenme metodu olan taklit becerilerini de geliştirmeye başlamıştır. Daha sonrasında çocuğa yine sesli hikaye kitapları ve oyuncaklardan normal tonda korna sesi, alkış sesi, hayvan sesleri, oyuncaklarla çıkarılabilen sesler dinletilmeye başlanmıştır. Düzenli olarak devam edilen seanslar sonunda çocuğun oyun terapi odasına girdiğinde arabalar dışında da farklı oyuncak objelere dokunduğu, renklere tepki verdiği, dinlediği sesleri taklit etmeye çalıştığı (korna sesi düüüüt, köpek sesi hav hav, kuzu sesi meeee gibi ) böylece dil gelişiminde de ilerleme olduğu görülmüştür. Oyun terapisi içerisinde evde de nasıl çalışılması gerektiğine yönelik aileye ödevler sunulmuştur. Aile bu oyun içerikli ödevleri uygulamaya başladıktan bir süre sonra çocuk anne, babayla ve terapistle göz teması kurmaya, mutluluk, üzüntü gibi duygularını yansıtan uygun mimikler göstermeye başlamıştır.

Çocuğun gelişimi üzerindeki bu önemli ilerlemelerin en önemli püf noktası; çocuğun farklı geliştiğinin erken yaşta fark edilmesi, doğru desteğin sağlanması, ailenin düzenli seanslara devam etmesi, sonuç almak için aceleci davranmak yerine bilinçli ve doğru yaklaşımlarda bulunarak umut düzeyinin yüksek tutulması, özel eğitim desteği ile Floortime Oyun Terapisi desteğinin birlikte daha güçlü bir iyileştirici yönü olmasıdır.

Uzman Klinik Psikolog   

Burcu Yarapsanlı ZAYİM

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Olan Bir Çocuğun Hikayesi

9 yaşındaki S. F. iki çocuklu bir ailenin ilk erkek çocuğudur. Aile yavaş hareket etme, sürekli dalgın olma, ödevlerini zamanında bitirememe, derslerde sürekli geri kalma, okunaksız bir el yazısının olması, söylenilenleri çabuk unutma ve arkadaşlarıyla birlikte oyun oynarken oyunlardan çabuk kopma davranışları göstermektedir. Aile, S. F.’nin sınıf öğretmenin yönlendirmesi ile bir uzmana gitmiş ve uzman tarafından Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) teşhisi konmuştur. S. F. aslında sakin ve uyumlu bir çocuk olarak gözlemlenmektedir. Ancak çocukla iletişim kurulduğunda düşüncelerinin çok dağınık olduğu fark edilmiştir. Çok isteyerek bir oyuna başlayabilmekte fakat oyunu tamamlayamadan sıkıldığını söyleyip başka bir oyuncak almak istemektedir. Resim çalışması yaparken bile boyamadan çabuk sıkılıp resim kağıdını karalama çalışmasına döndürebilmektedir. Kendisine bir soru yöneltildiğinde sorunun cevabını vermek yerine, başka bir şeyden söz etmeye başlayabilmektedir. Bunun üzerine S. F. ile stratejik oyunlar üzerinden düşünme becerilerini geliştirme, düşünme süresini uzatmaya yönelik çalışmalar yapılmış ve bilişsel-davranışçı yaklaşım üzerinden de takip edilmiştir. S. F. için öncelikli olarak ihtiyaç duyulan çalışmalar;  öğrenme metodunu kendisine uygun olabilecek şekilde tekrar planlamak, mola sürelerini belirlemek, dur-düşün-planla-davran bilişsel örüntüsünü daha fazla pekiştirmek, dikkatini doğru zamanda başlatma, sürdürme ve dikkatini doğru zamanda sonlandırma (dikkat kopmalarını önlemek adına) çalışmaları olarak belirlenmiştir. Dikkati çabuk dağıldığı ve çok çabuk sıkıldığı için terapilere öncelikle ilgi alanına yönelik objeler ve oyun terapisi ile başlanılmış, hedeflenen becerilerde kazanım ve ilerleme görüldükçe bilişsel-davranışçı terapi ile devam edilmiştir.

Yapılan çalışmalar sonucunda S. F. , ödevlerini vaktinde yapmaya ve karşısındaki kişiyle daha fazla göz teması kurarak kendisiyle iletişime geçen kişiyi daha ilgili dinlemeye başlamıştır. Önceden kendisi için zor olan çalışmalarda daha iyi olduğunu fark ettikçe kendine olan güveni de artmış ve bu durum ders başarısına da olumlu yönde yansımıştır. Dikkat güçlendirici spor faaliyetlerine ve dikkat egzersizlerine hala devam edilmektedir.

Düzenli aralıklarla takip edilen S. F. ‘nin seanslardan olumlu sonuç almasının en önemli püf noktası, öncelikle çocuğun yapabileceği kadar olan kapasiteyi, alabileceği kadar olan sorumlulukların düzeyini doğru şekilde tespit etmek ve bu alandaki gelişmeler üzerinden özgüvenini arttırarak çalışmaların içeriğini genişletmek olmuştur. Elbette ki, bu süreçte hekim tarafından konulmuş doğru tanı, uygun görülen ilaç tedavisi, aile ve öğretmenin iş birliği de olumlu sonuç almada hızlı ve etkili rol oynamaktadır.

Uzman Klinik Psikolog  

Burcu Yarapsanlı ZAYİM    

Boşanmış Bir Ailenin Boşanma Sonrası Çocukta Gelişen Kaygı Bozukluğunun Oyun Terapisi ile Çözümlenmesi

B.Y. 10 yaşında boşanmış bir ailenin tek çocuğudur. Anne-baba şiddetli geçimsizlik nedeniyle 1 sene önce ayrı evlerde yaşamaya başlamış ve 3 ay öncede resmi olarak anlaşmalı şekilde boşanmışlardır. Seansa anne-baba ve çocuk birlikte gelmişlerdir. B. Y. 1 senedir annesiyle birlikte anneanne ve dedenin evinde kalmaktadır. Şu anda kaldıkları evin oda sayısındaki kısıtlılık nedeniyle B. Y.’nin kendine ait bir odası yoktur. Anneyle birlikte aynı yatakta aynı odada uyumaktadır. Anne özel sektörde çalıştığı için çoğu zaman uzun saatler mesai yapmak zorunda kalmaktadır. Baba, hala ayrıldıkları evde tek başına yaşamaktadır. Hakimin verdiği karar doğrultusunda baba, hafta sonları kızını görmeye gelmekte, düzenli şekilde kızıyla kaliteli vakit geçirmeye çalışmaktadır. Anne-baba resmi boşanma sonrasında birbirlerine olan kızgınlıklarını bastırabildiklerini, kızlarının iyi olmaları için gerekli zamanlarda anne-baba olarak bir araya da gelebildiklerini, ilgili bir anne-baba olmaya çalıştıklarını belirtmişlerdir.

B. Y. okul ortamında öğretmenleri tarafından sevilen ve başarılı bulunan bir çocuktur. Ancak son 1 aydır nedeni bulunamayan mide bulantıları, uykudan ağlayarak uyanma, iştahta azalma, yoğun şekilde tırnak yeme, birkaç kez uykuda altına kaçırma ve uyumadan önce annesinin sürekli kendisine sarılmasını isteme gibi farklı davranışları ortaya çıkmaya başlamıştır. Aile öncelikle doktor kontrolüne götürmüş, yapılan muayene ve tetkikler sonucunda çocuğun şikayetlerinin psikolojik olduğu kanısına varılmıştır. Bu nedenle aile, doktor tarafından psikoloğa yönlendirilmiştir.

B.Y. seansa geldiğinde hiçbir şey konuşmak istememiştir. İlk seansta tanışma, güven kazanma, çocuğun seans boyunca olduğu gibi kabul edildiği hissini yansıtabilmeye dayalı ilişki kurma üzerine bir seans geçirilmiştir. İkinci seansa ise çocuğun daha rahatlamış bir şekilde geldiği görülmüştür. Çocuk 2. Seansta oyun terapi odasına gitmek ve oyun oynamak istediğini belirtmiştir. Ancak ilerleyen süre içerisinde beklenmedik bir gelişme görülmüştür. Odaya çok istekli giren çocuk, yaklaşık 5 dakika sonra odadan dışarı çıkmak ve kaygılı bir şekilde anne-babanın yanına gitmek istemiştir. Çocuğun yansıttığı bu kaygılı halin nedenini anlayabilmek için ailesinin yanına gitmesine izin verilmiştir. İstediği zaman ailesinin yanına gidebileceğini anlayan çocuk aynı seansta birkaç kez daha terapi odasına girip aynı kaygıyla tekrar ailesinin yanına bekleme odasına gitmiştir. Üçüncü seansa geldiğinde ise B. Y. yine çok rahat görünmekte ve oyun terapi odasına gitme konusunda istekli olduğunu belirtmiştir. Terapi odasına girince kapının açık kalmasını istemiştir. Ancak kapı açık kalırsa anne ve babanın sesini duyabileceğini ve bekleme odasında oturduklarını anlayabileceğini söylemiştir. Kapı açık bırakıldığında çocuğun kaygı seviyesinin yüksek olduğu gözlemlenmiş ve kaygı seviyesini yükselten düşüncelerin dışarı yansıtılabilmesi için kum havuzu terapisiyle devam edilmeye karar verilmiştir. Kum havuzu üzerine kendi seçimiyle yerleştirdiği oyuncaklarda çocuk sembolik figürler kullanmıştır. Kumun üzerine yavru kuzunun uyku sırasında annesi tarafından terk edildiğini ve yavru kuzunun çok korktuğunu yansıtan bir oyun kurgulamaya başlamıştır. Kurgulanan bu oyunun tamamen çocuğun bilinçaltı yansıması olduğu anlaşılmıştır. Bu kadar ilgili olmaya çalışan bir ailenin çocuğunda terk edilme kaygısı olduğu, anne ve babasının kendisini terk edip gitmemesi için ilk 2 seans sürekli anne-babayı bekleme odasında kontrol etmeye gittiği ve bu kaygıyı aşamadığı için oyun terapi odasının kapısını açık bıraktırdığı artık bilinen bir şeydir. Bu durum terapi içerisinde çok önemli bir çözümleme aşaması olduğu için terapiyi çok titiz ve doğru şekilde sürdürmek de önemlidir. Hiç müdahale edilmeden oyunu gözlemlenen B.Y. birden kum havuzunda kurduğu oyuncakları eliyle dağıtmaya başlamış ve ‘‘Yeter artık. Kuzu uyandı, yok öyle bir şey! Bu sadece bir rüyaydı. Artık kuzu uyumak istemiyor.’’ diye oyunu sonlandırmıştır.

Bu son davranışın üzerine düşünmek gerekliydi. Çünkü bu durumda bu tepkinin 2 açıklaması olabilirdi. Ya çocuğun kuzu üzerinden yansıttığı tepkiler aileden birinin kendisine yansıttığı tepkilerdi ya da çocuğun başka bir kızgınlık nedeni daha vardı.

Durum, seans sonunda tekrar aileyle paylaşıldı. Anne, çocuğun uyumadan önce midesinin bulandığını sürekli ifade ettiği için ve doktorun da bir şeyi olmadığını söyledikten sonra birkaç kez ‘‘Yeter artık bir şeyin yok’’ gibi tepkiler verdiğini ifade etti.

Bunun üzerine çocuğun terk edilme kaygısının nedenlerini daha iyi anlamak adına çocuğa kendi algı biçimini yansıtan Çocuklar için Uygulanan Çocuk Algı Projektif Testinin(C.A.T.) uygulanmasına karar verildi.

B.Y.’nin test içerisinde yorumladığı bir kartta yine sembolik olarak kendisini yansıttığı düşünülen tavşan resmini şu şekilde açıkladı. Tavşan, birden uyanmış, Yanında kimse yokmuş. İçeriye annesinin yanına gitmek istemiş. Annesi ağlıyormuş. “Yeter artık, bıktım. Her şeyi herkesi bırakıp gideceğim.” diye bağırmış. Bu arada anneannesi ona ‘‘Sen gideceksin, bu çocuk ne olacak?’’ diye sormuş. Annesi;  ‘‘Babası var.’’ demiş ama annesi ağlıyormuş. Tavşan da çok korkuyormuş.”

Çocuk bu test kartında aslında gerçekten yaşadığı bir olayı aktarmıştır. Evde duymuş olduğu benzer bir dialogtan çok etkilenmiş ve özellikle anneyi kaybetme kaygıları bu olayla birlikte daha çok artmış, muhtemelen annesinin o anki ses tonundan korktuğu için annenin yine aynı şekilde bağıracağından çekinerek bu duyduklarını anneyle hiç paylaşamamıştır. Bu nedenle çocuğun yaşadığı korku gece olduğu için uyumadan önce strese dayalı mide bulantıları, annenin uyku sırasında kendisine sarılmasını isteme, anne ‘‘Yeter artık’’ diye tepki verdiği zamanlarda kaygısının daha çok artmasına neden olarak gece altına kaçırma gibi davranışlar ortaya çıkmaya başlamıştır.

Bunun üzerine anneye aktarılan bu durum anne tarafından kabul edilmiş, yaşadığı olayın çocuk tarafından duyulduğunu fark etmediğini belirterek o gece olan olayı ise şöyle açıklamıştır:

“İş yerinde oldukça zor bir gün geçirdikten sonra birisiyle konuşma ihtiyacı duyduğunu, kızının kendisini üzgün görmemesi için onun uyumasını beklediğini, o uyuduktan sonra olayı kendi annesiyle paylaşırken sinirlerinin bozulup ağlamaya başladığını ve sinirle ağzından çıkan cümleler olduğunu, sakinleştikten sonra ise yine aynı işine devam ettiğini ve iş yerindeki sorununda şu anda çözüldüğünü belirtmiştir.”

Bu çözümleme sonrasında anne ve çocuk arasındaki güven bağının tekrar kurulmaya çalışılması, çocuğun bilinçaltında tuttuğu bu olayın yeniden bilişsel şekilde yapılandırılması ve çocuğun yaş dönemi özellikleri göz önünde bulundurularak aile üyelerinin özel problemlerini çocukla ne şekilde konuşabileceklerine dair iletişim dili üzerine çalışmalar yapılmıştır.

İlerleyen seanslarda B. Y. terapi odasına daha rahat girmeye başlamış, kapıyı isteyerek kendi kapatmaya başlamış ve daha mutlu olduğunu yansıtmıştır.

Bu süreçte dikkat edilmesi gereken püf noktalar vardır. Anne, aslında çocuğunu duygusal yönden etkilememek için ve çocuğuyla geçireceği zamanın kalitesini bozmamak için çocuğun uyumasını beklemiştir. Bu davranış, kesinlikle yanlış değildir. Ancak, anne çocuğuna karşı sürekli mutlu, pozitif ve güçlü durmaya çalışmaktadır. Bu durum annenin diğer duygularını sürekli içine atması nedeniyle beklenmedik bir zamanda beklenmedik bir öfke patlaması yaşamasına neden olmuştur. Bu durumun tekrar yaşanmaması için, çocuğun anlayabileceği şekilde annenin de kendi hayatında olumsuzluklar yaşayabileceğini, üzülebileceğini, ağlayabileceğini, anneanneyle paylaşabileceği doğru bir ifade dili ile çocuğa açıklanmasının normal bir şey olduğu ifade edilmiştir.

Annenin tepkileri öfke anında düşünmeden konuşulan asıl niyeti ve gerçek düşünceleri yansıtan tepkiler olmamasına rağmen, hiçbir şey bilmeyen bir çocuk tarafından duyulduğunda büyük bir şok, korku ve kaygı etkisi yaratmıştır.  Bu durumda zor geçirilmiş bir günün ardından gerçek duyguları saklamanın daha da zor olması anneyi de olduğundan daha büyük tepki vermeye itmiştir. Durum çocuğa tekrar anlayabileceği şekilde anlatıldığında bilişsel yapılandırma sağlanmış ve güven ilişkisini pekiştiren aile içi ödevlerle de desteklenmiştir.

Uzman Klinik Psikolog  

Burcu Yarapsanlı ZAYİM

YENİ YAZILARIMIZDAN HABERDAR OLMAK İSTİYORSANIZ E-BÜLTEN KAYDI İLE SİZE E POSTA GÖNDERMEMİZE İZİN VERİN .