tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog malkara psikolog lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog tekirdağ psikolog çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog tekirdağ psikolog çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog tekirdağ psikolog çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog tekirdağ psikolog çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog tekirdağ psikolog çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog tekirdağ psikolog çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog

tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog malkara psikolog lüleburgaz psikolog

MAKALELERİMİZ

GÜNCEL YAZILARIMIZ

Obsesif Kompulsif Bozukluk (Takıntı hastalığı)

Günümüzde birçok insanın kendine göre takıntı olarak adlandırabildiği bazı duygu, düşünce ve davranış kalıpları olabilmektedir. Bu durum genellikle davranışlara, yaşanılan geçici stresli sürecin etkisi, yetiştirilme tarzının özellikleri, kişilik yapısının ve bulunulan sosyal çevrenin etkisi olarak yansımaktadır. Örneğin ders çalışmadan önce mutlaka masasının üzerinin düzenli olmasını isteyen bir öğrenci için bu durumu kendisi vazgeçemediği takıntılı bir durum olarak ifade edebilmektedir. Bunun nedenleri arasında, mükemmeliyetçi kişilik yapısının özellikleri gösterilebileceği gibi, kuralcı yetiştirilme ya da dikkatinin dağılmaması için prensip olarak edinilmiş alışkanlıklara da dikkat çekilebilmektedir. Bu durumun bir alışkanlık mı yoksa bir hastalık belirtisi mi olup olmadığını anlayabilmek için, kişinin bu konuyla ilgili koşullu esneme ve bu davranışa atfettiği nedenler araştırılmaktadır. Örneğin bu kişi yaptığı bu titizlik göstergelerini, “Ders çalışmadığım zamanlarda masamın üstündeki dağınıklık beni rahatsız etmez. Masamı toplamazsam annem bana kızar. Masamın üstündeki dağınıklık dikkatimi dağıtıyor.” gibi kendince haklı olduğu koşullu açıklamalara dayandırabiliyorsa, bu durumu bir takıntı hastalığı olmadığı şeklinde açıklayabiliriz. Takıntıların hastalık boyutu alabilmesi için kişinin yaptığı davranışın nedenini mantıklı bir sebebe dayandıramaması ve yaptığı davranışları saçma bulmasına rağmen kendini o davranışı yapmaktan, o düşünceyi düşünmekten alıkoyamaması gerekmektedir. Bu belirtilerin yanı sıra, kişi saçma bulduğu düşünce ve davranışları engellemeye kalktığında baş edemediği bir huzursuzluk ve korku halini de normalden daha yoğun düzeyde hissetmesi gerekmektedir. Bu gibi nedensiz gerginlik halleri karşısında ortaya çıkan, kişilerin yaşam kalitelerini, sosyal ilişkilerini ve rahat yaşam düzenini bozan, zorunluluk olarak hissettiği düşünce ve davranışlardan kendini kurtaramaması haline obsesif-kompulsif bozukluk ya da halk arasında takıntı hastalığı denilmektedir.

Takıntılar İnsanları Nasıl Hasta Ederler?

Bu sorunun cevabını çok yönlü olarak ele almak gerekmektedir. Öncelikle takıntılar gerginlik halinin yansıması ve kaygının yoğun yaşanması halinde ortaya çıkan düşünce ve davranış örüntüleridir. Kişinin bir konu ile ilgili kaygısı yoğun düzeye ulaştığında artık bu kaygı ile ilgili olan düşünceler bilinçaltını kaplamaya başlayarak, kişiyi sürekli saplantı biçiminde aynı şeyi düşünmeye itmektedir. Bu durumda kişi başka işler bile yapsa hep aklının bir köşesinde öncelikli olarak kaygı duyduğu konuyu düşünmektedir. Bu durum obsesyon olarak açıklanmaktadır. Bu düşüncesel süreçle baş edebilmek için kişiler bir süre sonra kendilerini rahatlattığına inandığı bir takım davranışlar geliştirmeye başlamaktadırlar. Bu davranışlara ise kompulsiyon adı verilmektedir. Ancak bu davranışlar geçici ve çok kısa süreliğine kişiyi rahatlatmaktadır. Bunun için kişi farkında olmadan kendisini dairesel bir davranış döngüsünün içine sokmaya başlamaktadır. Bu döngü ise çok kısa bir zaman içerisinde kaygının arttığı düşünce, düşünceyi hafifletmek için yapılan davranış, tekrar aklına aynı düşüncenin gelmesi, tekrar aynı davranışın yinelenmesi ritüelleriyle kısır döngü şeklini almaktadır. Ayrıca bu durum içerisinde kişinin takıntılı düşünceleri aklına getirmemesi için yapmak zorunda hissettiği davranışın süresi ve tekrar aralıkları da hasta tarafından uzatılabilmektedir. Ancak ne yazık ki tekrar sayısı artan bu davranışlar iyileşmek adına atılan adımlar değil, daha çok hastalığın ilerlediğini gösteren belirtiler olarak açıklanabilmektedir.

Obsesif-Kompulsif Bozukluk (Takıntı Hastalığı) Belirtileri Nelerdir?

Bu hastalık düşüncesel ve davranışsal olarak 2 farklı şekilde fakat kombine bir yapıda karşımıza çıkmaktadır. Yani sadece obsesyon (zihinde sürekli tekrarlanan takıntılı düşünce) ya da sadece kompulsiyon (rahatlamak için sürekli yapılan davranış) şeklinde görülmemektedir. Obsesif-kompulsif bozukluk belirtilerinin genellikle ergenlik döneminde ya da 20li yaşlardan sonra başladığı görülürken, son zamanlarda yapılan araştırma bulguları ise okul öncesi çağdaki çocuklar dahil herhangi bir yaşta OKB belirtilerinin görülebildiği sonucunu yansıtmaktadır. Erkeklerde daha erken yaşlarda başlamasına karşın genel popülasyon olarak bakıldığında bayanlarda daha sık görülmektedir.

Yaygın Olarak Görülen Obsesyon Belirtileri:

  1. Pislik veya mikrop bulaşmasından korkma
  2. Başkasına zarar vermekten korkma
  3. Hata yapmaktan korkma
  4. Rezil olmaktan veya sosyal açıdan kabul edilemez bir şekilde davranmaktan korkma
  5. Şeytanca veya günahkar düşünmekten korkma
  6. Düzen, simetri, kusursuzluk ihtiyacı
  7. Aşırı kuşku ve sürekli güvence ihtiyacı

Yaygın Olarak Görülen Kompülsiyon Belirtileri:

  1. Tekrar tekrar yıkanma, duş alma veya ellerini yıkama
  2. El sıkışmayı veya kapı tokmağına dokunmayı reddetme
  3. Kilit, ocak gibi şeyleri sürekli kontrol etme
  4. Rutin işleri yaparken içinden veya yüksek sesle sürekli sayı sayma
  5. Sürekli bir şeyleri belli bir biçimde düzenleme
  6. Belirli bir sıraya göre yemek yeme
  7. Genellikle rahatsız edici olan, akıldan çıkmayan ve uykuyu bölen kelimelere, görüntülere veya düşüncelere takılıp kalma
  8. Belirli kelimeleri, cümleleri veya duaları tekrarlama
  9. İşleri belirli bir sayıda yapma ihtiyacı
  10. Değeri olmayan şeyleri toplama veya biriktirme

Yukarıda sıralanmış olan obsesyon ve kompülsiyon belirtilerinin nasıl kombine bir şekilde ortaya çıktığını bir hasta üzerinden örnek verecek olursak, aşağıda anlatılan vaka örneği ile bu durumun nasıl bir hastalık olduğunu açıklamak daha kolay olacaktır.

“ 34 yaşındaki bayan hasta, yaklaşık 3 ay önce sağlığı ile ilgili kaygılar yaşamaya başlamıştır. Bu kaygılar ilk olarak herkesin yaşayabileceği düzeyde kabul edilebilir kaygılar olarak tanımlanmıştır. Fakat hastanın sağlığı ile ilgili endişeler zaman geçtikçe zihnini daha çok doldurmaya ve sürekli olarak aynı şeyler üzerine düşünmeye başlamıştır. Bu durum kısa bir süre sonra korku boyutuna ulaşarak bu korku hastanın bir yerden mikrop alıp kötü bir hastalık kapacağından korkmaya başlaması şeklinde açıklanabilmiştir. Bu korku hasta için baş edilemez olduğundan ötürü, hasta kendini korumak adına mikrop kapma korkusuyla cam açamaz, evine komşu kabul edemez, başka yerlerde kapı tokmaklarına dokunamaz olmuştur. Hasta, kendisinin temizleyemediği her yerde mikrop olduğuna ve o mikroplar bir şekilde kendisine bulaşıp onun amansız bir hastalığa kapılmasına neden olacağına inanmaktadır. Bu düşüncelerle baş edebilmek ve mikrop kapmadığına, temiz olduğuna ikna olabilmek için ise hasta ellerini yıkamaya başlamıştır. Ancak el yıkama süresi giderek uzamış ve eli için kullandığı sabun miktarı artık derisini deforme etmeye başlamıştır. Elleri sabun kimyasalları nedeniyle sürekli çatlaktır. Bir süre sonra sabunun mikropları temizleyemediğini düşünmeye başlayan hasta, ellerini yıkadıktan sonra bir de elini çamaşır suyu ile ovalamaya başlamıştır. Ancak bir süre sonra bu durum daha da yoğunlaşarak “Ya ellerim temizlenir de vücudumun başka bir yerine mikrop bulaşmışsa ve ben o mikrobu farklı bir yerden kaparsam korkuları ile günde 3-4 defa en az 1 saat kese ile ovalanarak vücut derisine zarar verme pahasına da olsa tamamen yıkanmaya başlamıştır.”

Yukarıda ki vaka da bu tür bir hastalığın aslında çok basit bir sağlık endişesi ile başlayıp, doğru zamanda teşhis edilip müdahalesi yapılmadığı takdirde tahmin edilemeyecek boyutlarda ilerleyebildiğini, bu nedenle bu tür kaygı rahatsızlıklarında geç kalınmadan psikiyatri ve psikolog tedavisine başlanması gerektiği de açıkça görülebilmektedir. Obsesif kompulsif belirtiler gösteren hastalar için tedavinin en zor kısmı ikna olabilme sürecidir. Çünkü bu hastalar hastalık belirtilerinin çoğunun işlevsiz ve gerçek dışı olduğunu rahatlıkla itiraf edebilmektedirler. Ancak bu davranışları yapmamaları için ikna olmaları o kadar kolay olmamaktadır. İkna süreci tedavide hastalığın iyileştirilmesinin bel kemiğini oluşturmaktadır. Bu nedenle tedavide uzun soluklu bilişsel-davranışçı terapinin faydaları iyileşme sürecinde büyük rol oynamaktadır.

Takıntılar Sonlandığında Aynı Takıntı Yeniden Başlayabilir mi?

Kaygı rahatsızlıkları başlığı altında yer alan takıntı hastalığı (Obsesif-Kompulsif Bozukluk) belirtileri tedavi başladıktan sonra belirli bir zaman içerisinde yok olabilmekte, ancak kendiliğinden geçmemektedir. Fakat daha sonraki zaman içerisinde hastanın yaşamında karşılaştığı olumsuz olaylar sonucunda stres ve kaygı yeniden tetiklenerek aynı takıntı döngüsü tekrar ortaya çıkabilmektedir. Bu durum, ne yazık ki iyileştiğini düşünerek uzman kararı olmadan tedaviyi kendi başına yarıda bırakmış hastalarda daha çok görülmektedir. Tedaviyi yarıda bırakan hastalar için bu durum yalancı iyilik hali ya da hastalığın yatışma süreci olarak tanımlanırken, gerçek iyileşme sürecinin tamamlanmadığı şeklinde de açıklanabilmektedir. Bu nedenle takıntıların tekrardan nüksetmemesi için tedavinin uzun soluklu olması ve psikiyatri-psikolog iş birliği içerisinde yapılması oldukça önem taşımaktadır.

Bir Takıntı Bitip Başka Bir Takıntı Başlayabilir mi?

Tedavi sırasında ya da hastalık seyri süresince bir takıntının şekil değiştirerek başka bir takıntıya dönüştüğüne oldukça sık rastlanılmaktadır. Bu durum, kişinin genel yaşamı ile ilgili kaygı hallerinin oldukça yaygın olduğunu da göstermektedir. Örneğin, mikrop kapmaktan korkup anormal düzeyde el yıkayan bir kişi, bu konuda takıntısını yenip el yıkamalarını normale döndürürken, içinden sürekli bir sesin küfür ettiğini düşünerek günahkar olduğunu hissetme ve bunun sonucunda sürekli tövbe etme gibi yeni obsesyon ve kompulsiyonlarla baş etmek zorunda kalabilmektedir. Bu durum, kişinin kaygılarının sadece şekil değiştirdiğini ancak tedavide iyileşmenin olmadığını göstermektedir. Böyle durumlarda bu gibi kaygılara neden olabilecek travmatik yaşam olayları, ailesel faktörlerin etkileri ile genetik yatkınlık hali araştırılmaktadır.

Obsesif Kompulsif Bozukluğun (OKB) Nedenleri Nelerdir?

Araştırmalar bu tür bir kaygı rahatsızlığının nedenini sadece bir durum üzerinde açıklayamamakta ve birkaç varsayım üzerine yoğunlaşarak daha fazla araştırma sonucuna yönelmektedir. Bugüne kadar elde edilen araştırma sonuçlarına göre OKB’nin nedenleri aşağıda açıklanmış bulunmaktadır.

Genetik Nedenler

Yapılan araştırma sonuçları, anne-baba ya da birinci derece akrabasında OKB tanısı almış olan bir kişinin var olmasının, hastanın OKB belirtileri göstermesinde genetik yatkınlığının etkisi olduğu sonucunu doğrulamaktadır. Ancak hangi genin kişiyi ne düzeyde ve nasıl etkilediği ile ilgili araştırmalar ise hala devam etmektedir.

Beyin İşlevlerinde Bozulma ve Serotonin

Beyin üzerinde yapılan araştırmalarda serotonin maddesinin işlevindeki bozukluğun saptanması sonucunda bulgular, beynin bu maddesinin OKB ile alakalı olabileceği sonucunu yansıtmaktadır.

Çocukluk Çağı Travmaları

Çocukluk çağı travmaları (şiddet, cinsel taciz, özgüven kaybı, ölüm, kayıp vb.) yaşandığı dönem içerisinde çeşitli nedenlerden ötürü tedavi edilmediğinde, (çocuğun içe kapanması, ailenin durumun ciddiyetinin farkına varamaması, durumun saklanarak çocuğa unutturulmaya çalışılması vb.) travma belirtileri yaş ilerledikçe stres düzeyini arttırmakta ve doğal olarak kaygı seviyesini de yükseltmiş olmaktadır. Çocukluğundan beri olumsuz yaşam hatıraları ile mücadele etmeye çalışan bir kişi, bilinçaltında bastıramadığı anıları obsesyon ve kompülsiyon şeklinde dışarı yansıtabilmektedir. Bu durumda çocukluk çağı travmaları ile ilgili yapılan araştırmalar, çocuklukta yaşanan olumsuz yaşam olaylarının OKB belirtilerinin ortaya çıkmasında doğrudan rol oynadığını ispat etmiş bulunmaktadır.

Kişilik Özellikleri ve Algılanan Anne-Baba Tutumları

Kişilik yapısı olarak titiz, kuralcı, ayrıntıcı, mükemmeliyetçi özelliklere sahip olan kişiler OKB’ye yatkın kişiler olarak değerlendirilirken, aşırı otoriter ya da cezalandırıcı anne-baba tutumlarına maruz kalarak büyüyen çocukların da aile içerisinde kaygı düzeyinin yüksek olmasından ötürü ileri yaşlarda OKB belirtileri gösterdiği düşünülmektedir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk Nasıl Tedavi Edilir?

Bir kaygı hastalığı olan Obsesif-Kompulsif Bozukluk belirtilerinin iyileştirilebilmesi için hastanın yaşam hikayesi ile hastalık belirtilerinin nasıl ve ne zaman başladığına dair süreçle ilgili çok detaylı bir anamnez alınması gerekmektedir. Çoğu zaman hastanın kaygı seviyesinin aşağıya çekilebilmesi ve psikoterapi seanslarına devam edebilmesi için ilaç tedavisi de önerilmektedir. Tedavide en çok dikkat edilen noktalar, tedavinin yarım bırakılmaması, psikiyatri gözetiminde ve rutin kontrollerinin yapılarak ilaç tedavisine devam edilmesi, takıntıların sürekli şekil değiştirmemesi ve hastaya uygulanacak olan bilişsel-davranışçı terapide önerilen ev ödevlerinin takibinin yapılmasıdır.

İlaç  Tedavisi

Özellikle serotonin sistemi üzerinde etkili olan ilaçlar OKB tedavisinde oldukça faydalı olduğunu düşündürmektedir. Serotonin Geri Alım Engelleyiciler adı verilen bu grup ilaçlar, psikiyatri uzmanları tarafından OKB tedavisinde yaygın ve başarılı şekilde kullanılmaktadır. Ancak kulaktan dolma bilgilerle ilaç kullanılması bu hastalık için çok tehlikeli ve sakıncalıdır. Bu nedenle muhakkak ilacın çeşidine, dozuna ve gün içerisinde hangi saatlerde ne dozda kullanılacağına bir psikiyatri uzmanı karar vermelidir.

Bilişsel-Davranışçı Terapi Tedavisi

Bilişsel-davranışçı terapide hastalık 2 farklı boyutta ele alınmaktadır. İlk olarak düşüncesel anlamda takıntıların ne üzerine yoğunlaştığı ve neden bu kaygının üzerine yoğunlaştığı araştırılmaktadır. Daha sonrasında ise bu düşüncelerle baş edebilmek için işlevsel olmayan yineleyici davranışların nasıl ortaya çıktığı üzerine hastaya farkındanlık kazandırılmaya çalışılarak, davranışın sönmesini (yapılmamasını) sağlayacak ikna çalışmaları başlatılmaktadır. Böylece bu tedavi ile hasta kendi düşüncelerini yersiz bulurken, o davranışı yapmadığında korktuğu şeyin başına gelmediğini görmesine imkan tanınmaktadır. Bu yöntem ile hastaya korku ve kaygısının gerçekçi olmadığı da ispat edilerek hasta düşünce ve davranışı yinelememe konusunda ikna edilmeye çalışılmaktadır. Bu tedavi programı ile hastanın kısır döngü haline gelmiş olan düşünce ve davranış ritüellerinin tekrarında giderek azalma olması hedeflenmektedir. Giderek azalan bu yineleyici düşünce-davranış örüntülerinde sonlandırma amaçlanarak aynı belirtilerin tekrar nüksetmemesi ya da şekil değiştirerek farklı bir takıntının ortaya çıkmaması için, hastanın problem çözme becerileri, geçmiş yaşam travmalarının çözümlenmesi ve kaygıyla baş edebilmek için uygulayabileceği sağlıklı yöntemler de güçlendirilmektedir. Tedavi programına devam eden, terapi sürecine, ilaç tedavisine ve verilen ev ödevlerine sadık kalan hastalarda başarı %90 olarak açıklanabilirken, uygulanan bu yöntemlerle hastalar düşüncesel olarak kendilerini nasıl hastalandırdıklarını da fark edebilmektedirler. Böylece depresyon, kaygı, OKB gibi duygu durum bozukluklarını yeniden yaşama riskleri de minimuma indirgenmiş olmaktadır. Bunun için özellikle OKB belirtilerinde bilişsel-davranışçı terapinin tedaviye sağladığı katkı oldukça fazladır.

KENDİNİZDE OKB OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORSANIZ NE YAPMALISINIZ?

Bu tür hastalıklarda en çok karşılaşılan sonuç, hastalığın ilerlemiş bir tabloya dönüştükten sonra hastaların yardım talep etmesi olmaktadır. İlk olarak bu durumu kendilerinin aşabileceğini düşünen hastalar, maalesef farkında olmadan kendilerini rahatlatabilmek için kompulsiyonları güçlendirmekte ve hastalığın ilerlemesinde kendi kendilerine katkı sağlamış olmaktadırlar. Başında teşhis edilmiş olan hastalık belirtilerinin sonlandırılması, çok daha kolay ve kısa sürede olurken, tamamen kısır döngü haline gelmiş durumlarda ise tedavi uzamakta ve hastanın bu konuda yılmadan sabırlı ve kararlı davranması gerekmektedir. Bu nedenle kendinizde OKB belirtileri olduğunu düşünüyorsanız lütfen kendi başıma hallederim diye düşünerek kendi kendinizi daha çok çıkmaza sokmaktan alıkoyunuz. Bu tür rahatsızlıkların uzman yardımı almadan çözümlenemeyeceğini bilmeniz tedavi için atacağınız ilk adımı oluşturmada yardımcı olacaktır.

 

YENİ YAZILARIMIZDAN HABERDAR OLMAK İSTİYORSANIZ E-BÜLTEN KAYDI İLE SİZE E POSTA GÖNDERMEMİZE İZİN VERİN .