tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog malkara psikolog lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu çerkezköy saray malkara lüleburgaz tekirdağ psikolog çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog tekirdağ psikolog çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog tekirdağ psikolog çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog tekirdağ psikolog çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog tekirdağ psikolog çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog tekirdağ psikolog çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog tekirdağ psikolog çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog

tekirdağ psikolog mutlu yaşam psikolojik danışmanlık merkezi çorlu psikolog çerkezköy psikolog saray psikolog malkara psikolog lüleburgaz psikolog

MAKALELERİMİZ

GÜNCEL YAZILARIMIZ

0-6 Yaş arası çocukların ailelerine sordukları zor sorulara kolay cevaplar

0-6 YAŞ ARASI ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN İNATLAŞMA VE AĞLAMA SÜREÇLERİNİ EN AZA İNDİRGEMEK AMAÇLI DÜZENLENEN EBEVEYN-ÇOCUK DİYALOGLARI

ÖYLE BİR GEÇER ZAMAN Kİİİİ…

Bilemezsiniz, bilemezler ve asla bilemeyiz zamanın ne ara nasıl geçtiğini…

Daha dün karnınızdayken bugün doğarlar ve yarın kadar yakın bir süre içerisinde büyüyüp kucağınızdan kalkıp koşarak kendi yollarına gidiverirler…

Bu ay ki konumuzda kimlerden bahsettiğimiz çok belli. ÇOCUKLAR…

Çocuklar melektir deriz, çocuklar altın kalplidir diye ekleriz. Çocuklar çok masumdur hiç günahları yoktur der tebessümle gözlerinin içine bakarız. Ama maalesef bunları teorikte söyler aileler çocuklarını büyütme pratiklerini yaparken ise çıldırma durumuna gelen sahneler dinler ve görürüz. Ve bu durumda şunu biliriz ki çocuklar çok ama çok akıllılar ve o kadar da masum olamayabiliyorlar.

Çocuklar büyürken cadı olurlar, sizin en beklemediğiniz anlarda akıllarından geçen şeytani düşünceleri olur. Kaşla göz arasında büyü yapılmış gibi istenilmeyen bir davranışı ortaya koyuverirler. Örneğin şu bardağı yere atsam da kırsam, annem yapma deyip ben masanın önünde suçlu suçlu otururken masanın altından ayağımla yapacağımdan geri kalmasam diye düşünebilirler. Çocuklar büyürken şovalye olurlar, ellerine geçirdikleri her türlü uzun cismi hayal dünyalarında kılıca çevirip ailesini ağzından ateş çıkan ejderhalardan korurlar. Siz farkında olmadan çocuklar büyürler ve anneye el kalkmaz derken onlar bütün güçlerini önce sizin üzerinizde denerler. Avazı çıktığı kadar bağırırlar ses kontrol yaparlar. Var gücüyle saç çekerek şu kafada duran şeyler niye kopmuyor diye de sonra durup düşünürler. Çünkü önce denerler. Var gücüyle neye asılırlarsa ellerinde kalmasına, kopartıp atmaya alışırlar. Sonra var gücüyle vururlar. Çünkü ne kadar güçlü olduklarını öğrenmeye çalışırlar. Nitekim bu davranışların hepsi kimi zaman öfkesini yenemeyen çocuklarda görülse de çoğu zaman da bu davranışları olumlu gibi algılayan, aile tarafından gülündükçe pekişen ve oyuna çevrilmiş davranışlar olarak ortaya çıkmaktadır.

Pek çok ailenin çocuklarını büyütürken özellikle 0-6 yaş arasında sıklıkla ne yapacağını bilemedikleri ve çözemedikleri en büyük ortak problem iletişim güçlüğüdür ve bilirsiniz ki bir insanla iletişime girebilmek için de önce onu dinlemeli, ne anlattığını anlamaya çalışmalı ve en önemlisi de aynı dili kullanmaya çalışmamız gereklidir.

Çocuklarla iletişime girerken anne ve babaların yürüyüp onlara laf yetiştirmeye başlayan çocukların yaşını ve gelişimsel evresini unutup uzun uzun laf anlatmaya çalıştığına tanık oluruz. Ancak bu durumda unutulan önemli bir detay vardır. Maalesef ki anadilini yeni öğrenen çocuk 6 yaşına kadar somut kavramları rahatlıkla anlamaktadır. Nasıl ki çocuklara ilk konuşmayı öğretirken bak bu su, bak bu masa gibi somut kavramlarla ona aslında konuştuğumuz dili ezberletmeye ve çevresinde gördüğümüz cisimleri isimlendirmeyi öğretiyorsak, çocuklar bu kadar çok kelimenin içerdiği bir dili öğrenmeye de somut kavramlarla başlar ve ilk önce somut kavramları konuşur. Kendini somut kavramlarla anlatır ve somut kavramlarla anlattıklarınızı anlayabilir. Bu nedenle çocuklarla iletişim kurmaya çalışırken mümkün olduğu kadar basit ve kısa ifadelerle açıklama yapılmaya çalışılmalıdır. Bu durumda unutulmamalıdır ki çocuklar anne-babaların yaşına çıkamazlar. Ne kadar zeki ne kadar akıllı olurlarsa olsunlar anne ve babalar eğitimleri, bilgileri ve her şeyden önce yaşam deneyimleri olarak hayatlarının her döneminde açık ara farkla çocuklarının önünde olacaklardır. Bu nedenle onun ne hissettiğini, ne düşündüğünü daha rahat bir şekilde anlayabilmek için anne ve babalar çocuklarının yaşına inmeye çalışmalıdırlar. Anne ve baba olarak siz bunu başarabilirsiniz. Çünkü siz 0-6 yaş dönemini yaşamış insanlarsınız. Ama maalesef çocuğunuz 20li, 30lu,40lı yaşları görmeden sizin yaşına çıkmayı başaramazlar.

Bir çocuğun ilk üç yılını düşündüğümüzde; çocuk 1-3 yaş arasında ilk önce kendisine gelen tek bir komutu ya da peş peşe 2 komutu anlayıp yerine getirmeye çalışır. ‘’Kalk ayağa, gel bana’’ deriz. Ancak 3 yaştan sonra çocuk peş peşe sıralı komutları ve söylenilenleri daha rahat anlamaya ve yapmaya başlar. ‘‘Kalk, odana git oyuncağını getir.’’ gibi. Bununla birlikte zaman geçtikçe çocuk daha karmaşık ve uzun cümleleri anlamaya  ve arkasından kendisi de daha uzun cümleler kurmaya başlamaktadır.

Tüm bu konuları 0-6 yaş arasında çocuklara soyut olarak söylenen kelimeler karşısında çocukların verdikleri tepkilere birebir tanık olduğum meslek hayatımdan örneklerle aşağıda açıklanmaya çalışılmış bulunmaktayım.

DİYALOG 1. (Çocuğa Hastalığı Anlatmak)

Çocuk: Anne dedeme ne oldu, neden hep uyuyor?

Anne: Çocuğum deden çok hasta.

Çocuk: Ne oldu dedeme?

Anne: Deden beyin kanaması geçirdi oğlum.

Çocuk: (Dedesini çok seven çocuk uzun uzun dedeye bakar ve düşünür) Hani yaa hani nerede neresi kanıyor?

(Çocuk somut düşünür)

Anne: Sus oğlum bağırma yaaa!!!

Çocuk: Yara bandı yapıştıralım o zaman geçer.

Anne: (Güler) Çocuğum oraya yara bandı yapışmaz.

Çocuk: (Kendisini ciddiye almayan anneye bağırarak) Yara bandı alacam ben. Bakkala gidelim yara bandı alalım kanamasın işte, yara bandı alalım işte …………..(Arkasından gelen bir inatlaşma krizi, tutturma ya da ağlamalar)

PEKİ NE DİYEBİLİRDİK???

Çocuk: Anne, dedeme ne oldu, neden yatıyor?

Anne: Çocuğum deden çok hasta olmuş.

Çocuk: Peki ne olmuş?

Anne: Hani sen hasta olunca iyileşmek için yatıyordun, uyuyordun, ben sana ilaç veriyordum yaaa deden de şimdi hasta olmuş iyileşmesi için uyuyor ve ona da ilaç veriyorlar.

Çocuk: Ne zaman uyanacak?

Anne: İyileştiği zaman uyanacak çocuğum.

Çocuk: Peki ne zaman iyileşecek?

Anne: Senin gibi ilaçlarını güzel içtiğinde yemeklerini güzel yediğinde ve güzelce uyuyup dinlendiğinde iyileşecek.

DİYALOG 2. (Çocuğa Ölümü Anlatmak)

Çocuk: Baba dedem nerede?

Baba: Oğlum deden öldü. O artık bizimle birlikte olmayacak.

Çocuk: Dedem nerede peki?

Baba: Deden öldü oğlum, onu gömdüler

Çocuk: (Ağlayarak)Baba dedeme gidelimmm, çağır dedem gelsin!!!!!!!!!!!!!!!!!!

PEKİ NE DİYEBİLİRDİK?

Çocuk: Baba dedem nerede?

Baba: Dedenin nerede olduğunu söylerim ama önce sen benim bir kucağıma otur ve şu soruma cevap ver. Sen dedeni seviyor muydun?

(Bu şekilde olayın ciddiyetinden ve dramatik yüzünden çocuğu uzaklaştırmaya çalışırız)

Çocuk: Evet.

Baba: Dedenin de seni çok sevdiğini biliyorum. Ama sana söylemem gereken bir şey var.  Artık deden bu evde olmayacak oğlum.

Çocuk: Neden? Nereye gitti?

Baba: Deden çok güzel bir yere gitti oğlum. O artık orada kalacak. Biz artık onu göremeyeceğiz. Onunla konuşamayacağız. Ama o seni hep görecek. O seninle konuşamasa bile sen onunla konuşabilirsin. Dua ederek söylemek istediklerini ona anlatabilirsin, onu özlediğini söyleyebilirsin. Eminim o seni duyacaktır.

Çocuk: Biz de gidelim o zaman onun yanına.

Baba: Biz şimdi onun yanına gidemeyiz. Ama biz onun bahçesine gidebiliriz. Sen o bahçeye çiçek dikebilirsin, çiçekleri sulayabilirsin, bahçesini temizleyebilirsin. (Mezarlık kastedilir.)

Çocuk: Hangi bahçe?

Baba: Aaaaa sana söylemeyi unuttum. Deden sana bir sürpriz bıraktı. Ama bir de şartı vardı. Yemeklerini yeteri kadar güzel yer, güzel uykular uyur ve yeteri kadar büyürsen sana o bahçeyi gösterebilirim. Her gün senin boyunu ölçeceğim. Boyun şu kadar olduğunda görebilirsin o bahçeyi.

Çocuk: Peki dedem benle konuşmuyorsa ben dedeme bir şey sorarsam onun cevabını nasıl duyacağım?

Baba: Onun cevabını duyabilmek için biraz daha büyümen gerekiyor. Ama ben sana bu konuda yardımcı olabilirim. Sen sorularını bana sor ben sana cevap verebilirim. Çünkü ben de birçok sorunun cevabını biliyorum.

Çocuk: Niye sende mi dede oldun baba?

Baba: Hayır, ama deden bana bütün soruların cevaplarını öğretti. Sen de bana soru sor bende sana öğreteyim bütün soruların cevaplarını.

Hadi bakalım bir soru sor, sor ,sor, bilebilecek miyim bakalım?

(Çocuk düşünür acaba ne sorsam diye ve dialog soru-cevap oyununa dönüşmeye başlar.)

(Burada çocuğa bahçe olarak bahsedilen yer mezardır. Bu şekilde bir dialogda çocuğa ölüm kavramı somut bir şekilde ve mutlu sonla bitirilerek açıklanmış olur. Aksi takdirde çocuğa dedem neden öldü sorusu karşısında deden çok büyüdü çok yaşlandı gibi cevaplar çocuğun büyümekten korkmasına ve anne babanın kendisine göre büyük insanlar olduğu için onlarında öleceği kaygısını yaşamasına ya da her yaşlı insanın öleceğini düşünmesine neden olabilir. Fakat büyüdüğümüzde onunla daha rahat konuşabiliriz, büyüdüğünde sürpriz bahçesini görebilirsin şeklinde bir açıklama çocuğu büyümeye karşı kaygı duymasından uzaklaştırmış olmaktadır. Ayrıca çocuğun aklı dedesinin ölümünde kalacak şekilde dialogun sonlanmaması duygusal olarak etkilenmesini azaltacak ve bu zor dialog çocuğun aklında baba çocuk arasında oynanan soru-cevap oyunu olarak kalacaktır.)

DİYALOG 3. (Süpermarket Savaşı)

Anne ve çocuk süper markete girer ve anne-çocuk arasındaki alışveriş savaşı başlamış olur.

Anne: Oğlum yapma, saldırma, koşma,

Çocuk bütün reyonları ellemektedir.

Anne: Bak şimdi dövücem ama yeter!!

Çocuk inadına daha çok ürünleri ellemekte hatta yerlere atmaya çalışmaktadır.

Anne çocuğu alışveriş sepetine oturtur ya da kucağına alarak engellemeye çalışır.

Çocuk annesi tarafından engellendiği için bu duruma tepki verir. Bağırarak ağlamaya başlar, kendisini yerlere atar ve annenin dediklerinin tam tersini abartılı biçimde yapmaya başlar.

NE YAPABİLİRİZ?

Öncelikle süper marketler ürün bolluğu ve düzenlenmesi bakımından çocukların dokunup keşfetmesi gereken birçok uyarıcı ile dolu yerlerdir. Bu uyarıcılar çocukları adeta cezp ederler. Eğer ki çocuğunuz bu uyarıcılara sadece bakmakla kalmıyor hepsini elleyerek, yere atarak, sepete gereksiz ürünler ekleyerek ve paketleri açmaya kalkarak alışverişe renk veriyorsa öncelikle yapılması gereken şey amaca yönelik alışveriş yapmaktır. Amaca yönelik alışverişte alınması gerekli ürünler hızlıca reyonlardan seçilir, kasaya para ödenir ve en kısa sürede alışveriş bitirilmeye çalışılır. Bununla birlikte size alışverişte yardımcı olabilecek oğlunuz ya da kızınıza da sorumluluk yüklemek onun dikkatini amacına yönlendirmiş olacaktır. Örneğin çocuğa evden çıkmadan önce bir kağıda basit çizimler yaparak bir alışveriş listesi hazırlanabilir. Mesela basit bir şüt şişesi, 2 tane ekmek, 2 paket makarna, 1 paket bisküvi resmi çizilip daha sonra çocuğu alışveriş listesindekileri almaya meraklandırma çalışması yapılabilir.

Anne: Oğlum/kızım gel hadi süper markete gidiyoruz. Bak sana sürpriz bir kağıt geldi. Bunlar senin sürprizlerinmiş. Çizimler gösterilerek Mööö inek sana bir şişe sürpriz süt bırakmış oraya. Onu gidip bulalım hemen. Sürpriz sütümüzü alalım eve gelip içelim hemen. Fırıncı amca sana sürpriz ekmekler bırakmış, tuvalet perisi sana sürpriz bezler bırakmış.

Buradaki amaç çocuğu alışverişte amaca yönelik ilgisini arttırmaktır. Üstelik bu şekilde çocuğa sorumluluk vermiş olmaktayız. Sürprizlerimiz için kasadaki ablaya/abiye teşekkür edelim, hadi sürprizlerinin parasını birlikte verelim diyerek alışverişin sonlandığını ve süpermarketten çıktığını çocuğun dikkatini başka şeylerin dağıtmasına izin vermeden bitirmeyi amaçlamış oluruz.

DİYALOG 4. (Kardeş Kıskançlığı)

Anne çocuğunun kardeşini kıskandığından yakınmaktadır.

Anne:  Henüz bebek olan kardeşini kıskanıyor. Halbuki biz onunla daha çok ilgileniyoruz. Ona abla/abi olduğunu söylüyoruz ama yinede kardeşinden daha bebeksi davranışlar gösteriyor.

Bu durumda çocuğun bize verdiği ilk mesaj, evin ablası ya da abisi olmak beni mutlu etmiyor. Ben de bebek olmak istiyorum’dur. Bu durumda yapılacak ilk şey evdeki ismini değiştirmek olabilir. Sadece  çocuğa özel farklı bir isimle onunla iletişime geçmeyi denemeliyiz. Bu arada kıskanılan küçük kardeş (eğer bebekse) ona ismiyle ya da bebek olarak hitap edilirken büyük çocuğumuza ise evimizin çileği, evimizin güneşi gibi kendisini cezp edici şekilde hitap edilmesi onun evde farklı ve değerli olduğunu hissetmesini sağlayacaktır. Ancak kardeş de bebeklikten çıkmış artık farkındalık kazanmış bir çocuk olmuş ise mutlaka onun için de özel bir isim bulmanız gerekecektir. Büyük çocuğun yaşının kardeşine göre olumlu yanlarını ve avantajlarını sözel olarak anlatarak değil oyunla ya da davranışlarla ifade etmeye çalışmalısınız.

DİYALOG 5. (Param YokL)

Param yok diyorum çocuğum ısrarla benden para ver bir şey alacağım diyor. Param yok diyorum. Bu çocuk laftan anlamıyor.

Çocuk: Bakkala gidelim bana çikolata alalım.

Anne: Yavrum para almadım yanıma.

Çocuk: Anne yaaa! Bakkala gidelim. Çikolata alıcam.

Anne: Bitanem yanımda para yok. Eve gidince ben sana veririm çikolata. Evde var ya çikolatamız.

Çocuk: Bakkala gitçem. Para ver..

Anne: Aaaa yeter, hemen eve.

Çocuk: (Ağlayarak) ben bakkala gitçem.

Anne sinirleri bozulmuş bir halde çocuğu eve doğru sürüklemeye çalışır.

Konumuzun başında da anlatıldığı gibi çocuk somut kavramları daha açık şekilde anlar. Çocuk her zaman gördüğünü, duyduğunu bilir ve çocuk her zaman gözlemler. Bakar ki annenin cebinden ve çantasından sürekli para çıkar. Çocuklar bu deneyimlerin sonucunda annenin ve babanın hep parasının olduğunu ve hiç bitmediğini düşünmeye başlar. Nasıl ki çocuğun oyuncak sepetinde muhakkak bir oyuncağı varsa annenin de cebinde ve çantasında muhakkak parası vardır. Üstelik çocuk her şeyden önce kağıtla tanışır. Para da onun için bir kağıttan ibarettir ve fiyatı, değeri konusunda hiçbir fikir sahibi değildir. Çocuk bir şeyi elde etmek için ya çok direnmeyi ya da inat etmeyi öğrenmiştir. Çocuk ağlayarak dediğini yaptırmaya, ısrar ederek anneyle başlatılan sıcak savaşı kazanmak için her yolu denemeye başlamaktadır. Üstelik anne param yok demekte fakat yarın bakkala gidip cebinden veya çantasından para çıkartabilmekte, öyleyse çocuğu kandırmaktadır.

PEKİ NE YAPABİLİR, NE DİYEBİLİRDİK???

Çocuk: Bakkala gidelim bana çikolata alalım.

Anne: Benim çocuğumun canı çikolata mı istemiş?

Çocuk: Evet, hadi anne çikolata alalım.

Anne: Canının tatlı bir şeyler çektiğini anladım. Bunun için sana evde çikolatalı bir sürprizim var. Sürprizinin bozulmaması için hemen evde olmamız gerekiyor.

Çocuk: Ama ben bakkala gidicem.

Anne: Evdeki çikolatalı sürprizini almak istemiyor musun?

Çocuk: Hayır. İstemiyorum.

Anne: Öyleyse bakkala girip çikolata alırsan evdeki çikolatalı sürprizini sana veremeyeceğim. Çünkü sen çikolata almış olacaksın. Seçimini yap.

(Çocuğa karar verme ve seçim yapma şansı tanıma ve yine çocuğun kendi dediği olurken aslında bizim istediğimizi kabul ettirmeye çalışırız.)

Eğer dialog bakkal seçimi ile devam ederse ve paramız yok ise;

Anne: O zaman ceplerime elini sokar mısın? Paramız var mı bugün?

Çocuk: (Annenin ceplerine bakar) Yok.. (Çocuğun paranın olmadığını kendisinin görmesi çok önemli)

Anne: İnanmıyorum….Çok kızdım kendime nasıl unuturum ben para almayı. Çok haklısın. Hemen düşünüyorum şu anda ne yapabiliriz?

(Çocukla birlikte öfkeyi ortak yaşamak- aynı duyguyu yaşamak)

Çocuk: Yaaa anne yaaaa

Anne: Buldum. Ne yapacağımız buldum. Hemen eve gidip paramızı bulalım.

Çocuk: Yaaa anne yaaa

Anne: Of ben yaaa nasıl unuttum. Öyleyse hemen eve gidip paramızı bulmaya çalışalım.

Çocuk: Çikolata alcaz mı?

Anne: Eve ne kadar hızlı zamanda gidersek çikolata kazanma şansın daha fazla olacak. Üstelik eve gittiğimiz zaman sana çikolatalı sürprizimi yapabilirim.

Şimdi eve gidelim ve sürprizi biz kazanalım.

Böyle bir dialogdaki amacımız çocuğu ikna ederek iletişim sağlamaktır.

Eğer bu şekilde ki inatlaşmalar çok sık yaşanıyor ise, çocuklarınıza kendi yedirmek istediğiniz şeyleri onların seveceği şekilde süsleyerek hazırda bekletebilirsiniz. Örneğin sürpriz yumurtayı çok seven çocuk için küçük kare dilimlere ayrılmış çikolatalı ekmeği sürpriz çikolata kağıtlarına sararak verebilir ve ona sürpriz yapabilirsiniz. Aynı şey sebze ve meyveler içinde geçerlidir.

DİYALAOG 6. (Yemek Saati Geldi)

Anne: Çocuğum hadi gel yemek yiyeceğiz.

Çocuk: Yemiycem ben.

Anne: Olur mu yemeden sabahtan beri açsın hemen gel yemek yiyelim.

Çocuk: Yemiycem ben!!!!!

Anne: Ama bak ben de yemek yiyorum baba da yemek yiyor.

Çocuk: Yemiycem ben..

Anne: Tamam sofraya otur.

Çocuk: Yemiyceeeeeeeemmmmmm beeeeeeeennnnnnnnnnnnnn!!!!!!!!!!

Anne: Aç ağzını aç çabuk. Al bunu bu yemek bitecek öyle kalkacaksın.

Çocuk: Yemiycem ama yedirme yaa (Tükürür, ağlar, lokmasını yutmaz)

Anne: Kalk masadan kalk yeme. Bıktım senden

Çocuk çığlık çığlığa ağlayarak içeri gider.

Annenin ve babanın yemek öncesi aç karnına böyle bir durumla karşılaşması sinirlerini bozmuştur ve anne de  baba da iştahsız bir şekilde yemek yer.

NE YAPABİLİRİZ?

Çocuklar gün içerisinde aldığı besin miktarları yetişkinlerinkinden her zaman daha azdır. Çünkü çocuğun midesi onun bir elinin yumruğu büyüklüğündedir. Bu nedenle çocuğu sürekli yemeğe zorlamak yerine çocuğu yemek yemeye dair teşvik etmeye çalışılmalıdır. Öncelikle çocuğunuzun kendi yemek tabağı kendi bardağı ve kendi çatal kaşığı bıçağı olsun. Yemek saatinden önce kesinlikle onun dikkatini dağıtıcı etkinlikler yapmasına izin vermeyin. Örneğin çizgi film izletmek, masa başı faaliyeti yaptırmak, oyuna dalmasını sağlamak gibi. Çünkü çocuk bu gibi durumlarda zevk aldığı işi bırakıp gelip yemek yemek istemeyecektir. Miktarını siz değil çocuğunuzla beraber belirleyin. Gel bakalım tabağına birlikte yemek koyalım gibi. Çocuğunuza çok fazla yemek seçeneği tanımayın. Öncelikle yedirmek istediğiniz yemeği tabağına koyunuz ve diğer yemekleri göstermeyiniz. Eğer bunu yemezsen onu ye gibi fazla yemek seçenekleri tanırsanız çocuğunuzu yemek seçimi yapmaya yönlendirmiş olursunuz. Masada otururken herkesin aynı yemeği yemesine özen gösteriniz.

Veeee son olarak ödül-kazanma-hak etme davranışlarını pekiştirebilmek için evde mutlaka bir ödül tablosu hazırlayınız. Örneğin üzerinde bol yıldızlı bir kağıdı çocuğunuzun haftalık davranış tablosu olarak çizebilir ve her güzel davranışı için bir yıldızını çocuğunuza boyatabilir ya da kendiniz boyayabilirsiniz. İstenilmeyen olumsuz davranışı için bir yıldızını kendisine sildirebilir ya da kendiniz silebilirsiniz. Ne kadar çok yıldızı boyanmış ise 1 haftanın sonunda hak etmiş olduğu sürprizini yapabilirsiniz. Bu sürpriz oyuncak, yiyecek ya da bir gezi hakkı, anne babayla birlikte 2 saat oyun oynama hakkı gibi onun sevebileceği şekilde olabilir.

Bununla birlikte çocuğunuza haftalık tablo çizebilirsiniz. Örneğin para konusunda sıkıntı yaşanıyor ise yapılan çizelgede haftanın belli günlerine para resmi çizilerek bugünlerde paramız var, bugünlerde sana bakkaldan bir şey alabiliriz gibi baştan anlaşmalı olarak güne başlayabilirsiniz. Günlük plana uyduğu sürece günün sonunda altına yıldız koyabilir ve haftanın sonunda yıldızlarını toplayarak yine ödüllendirme yapabilirsiniz. Bu şekilde çocuk sorumluluklarını daha çabuk öğrenebilmekte, ödül ve rüşvet birbirine karışmamış olmakta ve inatlaşma sürecini daha sakin geçirebilmede yardımcı olmaktadır. Çizelgeyi yaparken mutlaka çocuğunuzla birlikte karar vererek çiziniz. Bir güne dair sadece sizin istediklerinizin olmamasına özen gösteriniz.  Örneğin pazartesi günü okul günü. Okula gideceksin diyerek okul resmi çizebilir daha sonrada peki bir tanede sen söyle bugün ne yapmak istersin diye sorularak çocuğun da istediği bir şeyi çizmeye özen gösteriniz. Aksi takdirde sadece olmasını istediğiniz şeyleri çizip önüne vermek çocuğu yine engelleyici kurallar koymanın ötesine geçmeyecek ve kurallarında yıkılmak için var olduğu fikrini kabullenmiş olarak çocuğunuz sizi bir kez daha yenecektir. Ancak bu tablo çiziminde çocuğunuz 3 yaşından küçük ise ve sözel olarak kendisini çok rahat ifade edemiyor ise gün içerisinde ona sormak yerine onun hoşuna gidebilecek bir şeyi çizebilir, onun adına karar verebilirsiniz. Anlatmış olduğumuz örneklerle de aile-çocuk iletişimini karşılaştırdığımızda, çocuklarla iletişime geçmenin en güzel yolları; basit ifadeler kullanmak, kendimizi uzun uzun detaylı anlatmamaya çalışmak, yaptırım gücünün kısa komutlardan elde edildiğini bilmek ve hayatlarındaki neşelerini bozmamak için ödül kazanma, puan toplama, yıldız kazanma gibi oyunlarla sorumluluklarını üzerlerine yüklemeye çalışmaktır.

Sevgili anne-babalar yukarıda anlatılan örnekler gibi dialoglara benzer durumları siz de yaşayabilir, gün gelir tüm bu gelişimsel evrelerin birini atlatıp diğeri ile baş etmeye çalışırken çevrenize dert yanar, bilir kişilere sormaya çalışır ve duyarsınız. Öyle bir geçer zamanki bu da gelişimsel evre olarak gelir geçer derler size. Haklıdırlar da. Bunların hepsi gelip geçici inatlaşmalardır ve gerçekten zaman geçer bu evreler biter . Sonra siz çocuğunuza dönüp bakarsınız ve ‘’ Öyle bir geçmiş zamanki’’ der,  bunlarla uğraşırken bir yandan büyüyen çocuğunuzun gözden kaçırdığınız başarılarını ve yeteneklerini daha rahat bir şekilde görmeye başlarsınız.

Mutlu Yaşam Psikolojik Danışmanlık Merkezinden  Sevgilerle